8 Şubat 2011 Salı

Pinokyo


Nadir Serhan'ın kitaplardan tanıdığı pinokyo hafta sonu karşımızda idi.
 İlk kez bir müzikale gittik. Her yerin kırmızı olduğu kocaman bir salon. 
Anlattım tabi günler öncesinden bir güzel hazırladım onu heyecanla bekledi özellikle de  Yaz Aşkı ile birlikte olacağı için çok heyecanlıydı. Tanışıklığımız blog'dan öncesine dayanır oyun grubundan.
 Yaz da, adı gibi Denizler kadar uçsuz bucaksız bir bakış açısına sahip annesi de bende ayrı bir yere sahiptirler.
Deniz o maceralı günü öyle güzel özetlemiş ki buyurun buradan bakınız.

Merdivende keyif başka mıdır?
 Bu bücürler yine merdivende krakerli :) 



çok tatlısınız :)

  

17 Ocak 2011 Pazartesi

Turkuazoo


Geçikmiş bir turkuazoo yazısı.
Aslında yeni yıldan önce gitmiştik ama ben hep atladım not etmeyi.
Oğlum hayvanları çok sever.Bizim evde ilginç hayvanlar vardır. Mesela inek, keçi, kedi, köpek yerine kocaman iguana, timsah, örümcekler, dinozorlar, balık çeşitleri vardır.
Oyuncakçılarda saatlerce hayvanlarla oynar...Birde ayrı ayrı yerde duran hayvanları aynı yere getirerek anne baba ve yavru olarak eşleştirir sürekli, en sonunda da içlerinden  en ilginç (bizim için korkunç) olanı almak ister. 

Hal böyle olunca da nerede hayvanlar ile ilgili bir şey var biz orada. Arada sırada Eminönü'ne gideriz saatlerce döne döne bakar onlara...İşin ilginç yanı bu kadar severken gerçeklerini gördüğünde eline hiç birini almaz uzaktan sever.


Benim kuzum balıkları görünce şaşkın şaşkın saatlerce inceledi onları...



aradaki şu cam olmasa oğlumun burnunu ham yapacak :)


dalgıcı görünce deniz adamıııııı dedi :) şaşırdım

şaşkın oğlum nasılda izledi uzun uzun


yakında köpek balığı besleyebiliriz :)


Şu tüneli kaç kere turladık hatırlamıyorum.
Sanırım sık sık turlayacağız...










12 Ocak 2011 Çarşamba

:))



Benim gibi acemi biri için ödül almak pek gurur verici :)
Blog dünyası acayip bir şey içine girdikçe ne güzel insanlar tanıyorsunuz... Her birimiz ayrı ayrı yerlerde birbirimizin dileklerine, isteklerine, sorularına kucak açıyor kendimizce cevaplar veriyoruz...
 insanın tanımadığı birileriyle bu denli sohbetler kurması pek keyifli pek hoş...

Bir gemi tanıdım ben burada Meyranın Gemisi... pek sevdim kendisini aynı burç'dan olduğumuzdan mı bilmem iyi enerji verdik birbirimize...
ödül vermiş bana 
çok teşekkür ederim Meyracım. 
Bende herkes gülsün diye zinciri kırıp bu ödülü bütün bloglara göndermek istiyorum olur mu olsun ne olur ki... 



7 Ocak 2011 Cuma

Nikon D3000

Yeni yılın ilk ve en güzel hediyesi sevgiliden geldi, pek bi mutlu etti beni.
Uzun zamandır istediğim bir şey cillop gibi bir "Nikon D3000"


çok yaşa sevgilim çok yaşa :)


ve nihayet benimde şöyle bir pozum oldu 
Baharcım'ın eseri teşekkürler canım.



31 Aralık 2010 Cuma

Hoş Geldin Koca Adam


Ho Ho Hoooo 

hoŞgeldin koca adam 

dileklerimiZ var senden

MuM yaktım her birine... 

ıŞıklı olsun...

aYdınlık olsun...

Gülmeli, kahkahalı olsun... 



huzur, sağlık, mutluluk hayatımızdan-hayatınızdan hiç eksik olmasın ...

herkes dilediğini dilediği gibi yaŞasın...








28 Aralık 2010 Salı

Çocuklara Söz Geçirme Sanatı



Sinirlenmeden, ceza vermeden, bağırmadan...

Arabanızla büyük ve kalabalık bir şehrin sokaklarında seyahat ettiğinizi, daha önce hiç gitmediğiniz bir adresi bulmaya çalıştığınızı, ancak kavşaklarda ve dönemeçlerde hiç levha bulunmadığını düşünün.

Aradığınız adresi bulmak için kim bilir kaç kez yanlış yola girer, kaç kez kaza atlatırsınız.

Doğru ve kabul edilebilir davranışları öğrenmeye çalışan çocuklar için de durum aynıdır.

Koyduğunuz sınırlar yol gösteren levhalar gibidir. Sınırlar, sanıldığı gibi, çocukların haklarını kısıtlamak, onlara baskı uygulamak değildir.

Sınırlar, çocuklara korundukları, güvende oldukları ve değer verildikleri duygusu kazandırır.

Aile içi kurallara uymalarını, işbirliği yapmalarını, otoriteye saygı duymalarını sağlar. 

Sorumluluk kazandırır. 

Sınırlar, onaylanan davranışları tanımlayan, çocuğa hatalı davranışlarını düzeltme fırsatı veren eğitici ve öğretici bir etkiye sahiptir.

Bu kitap çocuklara nasıl doğru sınırlar koyacağınızı, bağırmadan, sinirlenmeden, ceza verme-den nasıl söz geçireceğinizi anlatmaya çalışacaktır.




16 Aralık 2010 Perşembe

Bakış Açısı!...

Biraz benim bücür'den bahsedeyim sizlere kendisi 2,5 yaşında diyebilirim...dün akşam şöyle gözümün önüne geldi neler yaşadıkları...Biz kendisini en son geçirdiği kazadan sonra talihsiz diye adlandırırken -doktor "sizin çocuğunuz çok şanslı bir çocuk ellerinizi açın şükredin" dedi.Düşündükçe doktora hak vermemek elde değil. Doğru söylüyordu... Nereden bakarsak bakalım hep kıl payı ... 

2 aylıktı diş sancıları başladığında...ben bu çocuk diş çıkaracak dedikçe kimse inanmadı...3,5 aylıkken çıkan bir diş...erken çıkardığı için mi bilmem çok sancılı günlerdi o günler... sonuç; gecikmeli yaptığımız diş buğdayında eline steteskop aldı zira o zaman anlamış doktorlar ile çok haşir neşir olacağını...
4,5 aylıkken sünnet dedi doktor... hazırlıksızdık bulamadık uygun kıyafeti...                                           sonuç; alınan narkozla bir değil iki operasyon geçirdi...
ikincisi dil bağı...
bilmezdim öyle bir şey olduğunu...ilk annem fark etti... ağzındaki kulak çöpünü bile elleyemedi yavrucum... sonuç; şimdi hiç susmuyor...
5,5 aylık ne olduğunu anlamadan elde, yüzde, her yerde çıkan kırmızı noktalar sulu sulu...su çiçeği...aşı zamanı gelmemişti henüz... o kadar çok çıkardı ki resim iyi hali...korktum ya iz kalırsa diye kalma ihtimali çok yüksekti...sonuç; sağolsun doktorun yaptığı karışım ilaçlar sayesinde hiç iz kalmadan atlattık   


izler yok oldu...
emeklemedi 8 aylıktı her yeri gezmeye başladı... 
çikolata yemeyi öğrendi böyle...
ilk çiçeğini böyle verdi...
efes de yaptık ilk dansımızı...
kıza benzettiler hep... vardır ya şu dışarıdakiler... bütün annelerin kabusu olan teyzeler filan...yazmak bile istemiyorum...sonuç;
kestirdik saçlarını...
evimizin yenisi o her haliyle güzel...
en son bir kaza geçirdi burnunun üzeri kesildi...derindi çok derin... ve bir operasyon...1,5 saat...çok uzundu o an...sonuç; çok şükür  fazla belli değil çizgi gibi bir iz...
  uzaktan hiç belli değil yakından bakınca biraz belli yukarıdaki resimde fark edebilirsiniz...
kravat takmaya çok meraklı...baba oluyormuş kravat takınca...


ameliyattan sonra birde göz doktoru görsün dedik göze gelen bir cam parçası filan var mı diye iyiki de görmüş ...sonuç; iki gözde astigmat...3.50 ikisi de...doğuştan dedi doktor...

şimdi böyle...

o artık karizmatik bir adam...

işin ilginç yanı gözlük izi tamamen kapattı ve hep gözlük kullanacak...buna da şükür diyoruz...

sonuç;
artık oğlumun "bakış açısı" değişti. Gözlüklerini ilk bir ay hiç takmadı zorlandı ama alıştı artık çıkartmıyor ... doktor bu çocuk hiç görmüyormuş ki dediğinde beynimden vurulmuşa dönmüştüm...göz muayenesinin ne kadar önemli olduğunu anladım  mutlaka çocuklarınıza göz muayenesi yaptırın...
arada yaşadığımız bitmek bilmeyen gaz sancıları, herşeye alerjisinin olması, yoğun kusmalar vs. onları hiç hatırlamıyorum bile...hepsi geldi geçti zor zamanlardı belki ama şimdi mutluyuz...büyüyünce uğraştırmayacak bizi...
    Sünnet ile ilgili bir not düşeyim belki işinize yarayabilir. Köpük bardaklar vardır hani pikniklerde filan kullandığımız onların taban kısmını kesip sünnet olunan kısma yerleştiriyorsunuz ve bezi üzerine kapatıyorsunuz  böylece hem bezi çıkarmadan hem de beze temas etmeden korumada oluyor açıkta kalmadığı içinde mikrop kapmıyor bir hafta içerisinde iyileşiyor. 
ve ben...
bütün bunlar sonunda hamilelikte aldığım 28 kilo'nun hepsini verdim...